Esenyurt’ta yaşanan bu süreç bir kez daha göstermektedir ki; kent hakkını savunmak ile basın özgürlüğünü savunmak birbirinden ayrı değil, aksine birbirini tamamlayan iki temel demokratik değerdir.
Bu Sadece Bir Park Meselesi Değil: Kent Hakkı da Basın Özgürlüğü de aynı mücadelenin parçası
Yeşil Göle Haber /İSTANBUL
Esenyurt’ta park alanlarındaki halı sahaların kaldırılarak yerlerine Karakol veya Emniyet Müdürlüğü yapılması planı kamuoyunda tartışma yarattı. Yurttaşlar güvenlik ihtiyacına karşı olmadıklarını belirtirken, bu yapıların neden özellikle parkların ve oyun alanlarının içine yapılmak istendiğini sorguluyor.
Tartışmalar, Mezopotamya Taraftarlar Derneği’nin çağrısıyla yeniden alevlendi. Çağrının ardından Esenyurt Kent Konseyi, Saadet Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Emek Partisi başta olmak üzere birçok yapı sürece tepki gösterdi. Ortak görüş ise net: Güvenlik gerekli, ancak yer seçimi doğru yapılmalı.
Tartışma, eski belediye başkanı Necmi Kadıoğlu dönemine dair uygulamaların da yeniden sorgulanmasına neden oldu. Mevcut kamu binalarının yapım süreçleri ve kamu yararının ne ölçüde gözetildiği soruları tekrar gündeme geldi.
Öte yandan Necmi Kadıoğlu’nun gazetecilere yönelik “fitne” iması taşıyan açıklamaları, basın camiasında tepki çekti. Bu sözler, yalnızca bireysel değil, tüm gazetecileri hedef alan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.
Bu noktada gazeteci Erdal Karasansar’ın tutumu öne çıktı. Karasansar’ın hem konuyu gündeme taşıması hem de mesleki duruşunu koruması, kamuoyunda karşılık buldu.
Yeşil Göle Haber olarak açıkça ifade ediyoruz:
Bu mesele yalnızca Erdal Karasansar’ın değil, tüm gazetecilerin meselesidir. Gazetecilik; sorgulamak ve gerçeği ortaya koymaktır. Bu nedenle Karasansar’ın ortaya koyduğu ahlaki ve vicdani duruşu destekliyor, her koşulda yanında olduğumuzu belirtiyoruz.
Esenyurt’ta yaşanan bu süreç bir kez daha göstermektedir ki; kent hakkını savunmak ile basın özgürlüğünü savunmak birbirinden ayrı değil, aksine birbirini tamamlayan iki temel demokratik değerdir.
Tartışma büyürken, kamuoyunun sorduğu soru ise hâlâ aynı:
“Onca alternatif alan varken, neden parkların içi?”