Borç Bataklığında Bir Kulüp: Ardahan’ın Çocukları Harcanırken Susmayalım

Futbol; bir çocuğun ya da bir gencin disiplini, dayanışmayı, sorumluluk almayı ve ortak hareket etmeyi öğrendiği güçlü bir yaşam alanıdır. Bir amatör kulüp ise sadece futbol oynanan bir yer değildir; çocukların ve gençlerin yaşadıkları şehre, formasını taşıdıkları armaya ve topluma aidiyet duygusu geliştirdiği önemli bir merkezdir.

  Avcılar Spor Genel Kaptanı Turan Yılmaz; Ancak kulüpler bütün enerjisini ekonomik sorunlarla boğuşmaya harcamak zorunda kalırsa altyapı ikinci plana düşer, gençlere ayrılan imkânlar daralır ve futbolun topluma kattığı değer zayıflamaya başlar. Kulüpler günü kurtarmaya çalışırken, yarını inşa edecek sosyal ve sportif üretim de ardına itilir. Bu kısır döngüde kaybeden yalnızca kulüpler olmaz; çocuklar, gençler, şehirlerin aidiyet duygusu ve Türkiye futbolunun geleceği kaybedilir. Biz futbolun yaşamdaki bu birleştirici öneminden, şehrimize katacağı renkten ve vizyondan bahsederken, Serhat Ardahan Spor’un içine düştüğü tablo ne yazık ki derinden üzmektedir. 20 Temmuz’da kulüp başkanının istifasıyla başlayan süreçte kulüp etrafında derin bir sessizlik oluştu. Zaten Ardahan’ın ana gündeminde Serhat Ardahanspor maalesef neredeyse hiç yer bulmuyor. Bu durum, uzun zamandır taşların yerinden oynadığını ve yolunda gitmeyen çok şeyin olduğunu açıkça gösteriyor. Toplumsal vicdanıyla hareket eden herkes bu meselenin üzerine kararlılıkla düşmek zorunda. Öz Kaynaklar Yerine Dış Transfer Bize Ne Getirdi? Ardahan’ın köylerinden ve ilçelerinden binlerce genç futbol oynamak, kendini göstermek için fırsat beklerken, Serhat Ardahanspor kadrosunda sadece birkaç Ardahanlı gence yer veriliyor. Geri kalan kadro ise büyük ölçüde dışarıdan transfer edilen yüksek bütçeli oyunculardan oluşuyor. Soruyoruz: Madem altyapı vizyonunuz yok ve dışarıdan futbolculara yüksek maliyetler ödeniyor, bunun karşılığında elde edilen sportif başarı nerede? Bugün Ardahan’ın gençlerinden oluşturulacak mütevazı bir kadroyla da benzer sonuçların alınabileceğini düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor. En azından o zaman Ardahanlı gençler forma şansı bulur, sporun içinde kalır, ekonomik olarak desteklenir ve geleceğe umutla bakar. Böylelikle şehrin gençlerinin bu yapının öznesi olduğunu gören, toplumsal duyarlılığı yüksek tüm Ardahanlılar da bu umuda sahip çıkarak takımın arkasında durur. Geçtiğimiz yıllarda bir sürü şov yapıldı; İstanbul’da lüks mekanlarda geceler düzenlendi ve çok ciddi miktarda paralar toplandı. Lakin gelinen aşamada kulüp tam anlamıyla bir borç bataklığında. Geçtiğimiz aylarda Yeşil Göle gazetesinden Hanifi Budak arkadaşımızın kaleme aldığı yazının başlığı çarpıcıydı: “3. Lig Hayali mi, BAL Ligi Konforu mu?” Şimdi geldiğimiz nokta çok daha acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor. BAL Ligi’nde sportif başarıyı yakalamayı bir kenara bırakalım, ligde katılım payı olan 1 milyon TL’lik parayı ödeyen bir iş insanına teşekkür mesajı yayınlarken "Ardahan inanıyor, hikayenin adı olacak" gibi başlıklar atacak kadar aciz ve muhtaç bir duruma düşürüldük. Şimdi lig kapıda ama kulübün başkanı bile yok. “Başkan’ın Kulübü” Anlayışı Terk Edilmeli Evet, “bu duruma düştük” diyorum çünkü bizler bu memleketin çocuklarıyız. Ardahan’ın ve ilçelerinin yıllardır boğuştuğu kronik sorunlara, siyasetin ve derneklerin kısır döngülerine dair kuşkusuz her birimizin söyleyecek sözü ve eleştirisi vardır. Dolayısıyla bahsettiğimiz tüm bu problemleri çözebilmek için şehrimize, şehrimizi kalkındırabilecek tüm değerlere sahip çıkmak ve bu değerlerin yalnızca bu şehre katkı sunduğu oranda gerçek bir anlam taşıdığını bilmek gerekir. Unutulmamalıdır ki, “Başkan’ın Kulübü” mantığıyla bu işler yürümez. Ardahan’a aidiyet duygusu besleyen, şehrin geleceğine katkı sunmak isteyen, bu görevi gönülden ve liyakatle yapacak bir yönetim kadrosuyla başarı kaçınılmaz olacaktır. Çünkü amatör futbolun bugüne kadar ayakta kalmasını sağlayan şey hiçbir zaman yalnızca para olmadı. Bu oyunu yaşatan; emeğini karşılıksız bir şekilde kulüplere veren yöneticilerin, antrenörlerin, sporcuların, fedakâr gönüllülerin ve takımını kendi öz malı gibi sahiplenen insanların inancı oldu. Birçok kulüp, sermayeden ziyade işte bu büyük emek sayesinde varlığını sürdürdü. Yaşam koşulları el verdiği oranda yıllardır içerisinde aktif sorumluluk aldığım Avcılar Spor’dan deneyimlediğim için ben de bunları rahatlıkla söyleyebiliyorum. Artık kulübü siyasetin, bireysel çıkarların ve şovmenliğin aracı yapma anlayışını tamamen terk etmenin; kulübü şehrin asıl sahibi olan halka kazandırmanın zamanıdır. Meselenin özü budur; bu anlayışla hareket edildiği sürece, yıllardır futbolun mutfağında yer alan bir Ardahanlı olarak üzerime düşeni yapmaya hazırım.  
Benzer Videolar