Esenyurt’ta Tekrarlanan Senaryo:Birlik Bozulursa Bedeli Hepimize Yansır
Esenyurt’ta son günlerde Ahmet Özer’in bir televizyon programında dile getirdiği ifadeler üzerinden oluşan tartışma, yüzeyde yeni gibi görünse de gerçekte ilçenin uzun yıllara dayanan siyasi hafızasında fazlasıyla tanıdık bir tabloyu yeniden gündeme getirmiştir. Çünkü Türkiye’de ne zaman Kürt siyaseti hareketli bir döneme girse, ne zaman Aleviler ve Kürtler demokratik bir çerçevede yan yana yürümeye başlasa, aynı yapı, aynı yöntemler ve aynı reflekslerle devreye giren bir klik kendisini göstermektedir.
Toplumsal birlikteliği hedef alan bu girişimler, yıllar içinde farklı biçimlere bürünse de amaç hiç değişmemiştir: Birlik zeminini zayıflatmak, dayanışmayı parçalamak ve toplumsal enerjiyi dağıtmak.
2004 Seçimlerinden Bugüne Değişmeyen Yöntemler
Bugün yaşanan tartışmalar, 2004 yerel seçimlerini hatırlayanlar için hiç de yabancı değildir. O dönemde de benzer bir süreç yönetilmiş, yine belirli odaklar Alevi yurttaşlarımızın tercihleri üzerinden ayrıştırıcı bir etki yaratmayı başarmıştı. Sonuçta seçimlerin kazananı o gün de belliydi; fakat kısa süre sonra herkes, yaşanan ayrışmanın toplum açısından nasıl bir kayıp olduğunu açık şekilde görmüştü.
O dönem, “kazandığını” düşünenlerin bile bu kazanımın geçici ve yanıltıcı olduğunu anlaması uzun sürmemişti. Birlik bozulduğunda geriye herhangi bir kazanç kalmadığı, herkes için acı bir tecrübe olarak hafızalara kazınmıştı.
Bugün de Aynı Tehlike Kendini Göstermektedir
Esenyurt’ta bugün yaşanan süreç, geçmişten ders çıkarmamız gerektiğini açıkça göstermektedir. Kürtlerin ve Alevilerin ortak demokratik zeminde buluşması, bu ilçenin sosyal dokusunu güçlendiren en temel unsurlardan biridir. Bu birliktelikten rahatsız olan çevrelerin yeniden benzer yöntemlere başvuruyor olması tesadüf değildir.
Provokatif söylemler, manipülatif çıkışlar ve toplumun duyarlı noktalarını hedef alan yaklaşımlar, kaynağı ne olursa olsun aynı sonuca yönelmektedir: Birlik duygusunun zedelenmesi. Bu nedenle bugün yaşanan tartışmaların değerlendiriliş biçimi büyük önem taşımaktadır.
Toplumsal Birliktelik Esenyurt’un En Temel Değeridir
Esenyurt, Türkiye’nin en yoğun nüfuslu ve en çok kültürel çeşitlilik barındıran ilçelerinden biri olarak, yıllardır farklı kimliklerin ortak yaşam pratiğini sürdürdüğü bir merkez olmuştur. Alevilerin, Kürtlerin ve diğer tüm toplumsal kesimlerin birlikte durabilme iradesi, bu ilçenin en güçlü yanıdır. Bu iradenin zayıflamasına yol açacak her girişim, siyasi tartışmanın ötesinde, sosyal barışı doğrudan tehdit eden bir nitelik taşımaktadır.
Bugün aklıselimi korumak, sorumluluk bilinciyle hareket etmek ve geçmiş tecrübeleri dikkate alarak birlik zeminini güçlendirmek her zamankinden daha büyük bir gerekliliktir.
Tarih Tekerrür Etmesin
2004’te yaşananlar hâlâ hafızalardayken, benzer bir ayrışmanın yeniden yaşanmasına izin vermek hem siyasi açıdan hem toplumsal bütünlük açısından ağır sonuçlar doğuracaktır. Dolayısıyla bugün kimse, yarın ortaya çıkacak olumsuzluklar karşısında “bilmiyorduk” deme lüksüne sahip değildir.
Esenyurt’un geleceğini ilgilendiren her söz, her tavır ve her çıkış, toplumsal birlikteliğin korunması perspektifiyle değerlendirilmelidir. Çünkü bu ilçede kazanımlar, ancak birlik içinde mümkün olabilir; kayıplar ise ayrışmanın doğal sonucudur.
Sinan Şimşek