Festivali, festival gibi yapın
Artık şu gerçeği kabul edin: İnsanlar festivallere panel dinlemeye değil, nefes almaya geliyor.
Yıl boyunca ekonomik sıkıntılarla, işsizlikle, geçim derdiyle, stresle mücadele eden insanlar; memleketine geldiğinde birkaç saat olsun eğlenmek, dostlarıyla hasret gidermek, ailesiyle vakit geçirmek istiyor. Kimse saatler süren, bitmek bilmeyen, aynı isimlerin aynı cümleleri tekrar ettiği konuşmaları dinlemek zorunda değil.
Özellikle Ardahan, Göle ve çevresindeki festivallerde yıllardır değişmeyen bir alışkanlık var. Festival programı hazırlanıyor ama sahnenin büyük bölümü panellere, protokol konuşmalarına ve birbirini öven isimlere ayrılıyor. Vatandaş ise güneşin altında bekletiliyor.
Soruyoruz:
Madem bu paneller bu kadar ilgi görüyor, neden yılın herhangi bir gününde tek başına düzenlemiyorsunuz? Bir salon kiralayın, duyurusunu yapın. Bakalım kaç kişi geliyor?
Cevabını siz de biliyorsunuz.
İnsanlar panel için değil, festival için geliyor. Gurbetten, şehir dışından, köylerden gelen vatandaşların kalabalığını panel izleyicisi gibi göstermeye çalışmak doğru değildir. Festivalin sağladığı kalabalığı, halkın bu etkinliklere ilgi duyduğu şeklinde yorumlamak gerçeği yansıtmaz.
Bir başka alışkanlık da bitmek bilmeyen plaket törenleri... Birbirine plaket verenler, birbirini öven konuşmalar yapanlar, uzun teşekkür listeleri... Bunların hiçbiri vatandaşın önceliği değil. Halk sanatçı görmek, müzik dinlemek, halay çekmek, çocuklarıyla güzel vakit geçirmek istiyor.
Festival; akademik sempozyum, siyasi toplantı ya da dernek genel kurulu değildir.
Panel yapılacaksa elbette yapılsın. Ancak bunun yeri festival sahnesi değil; konferans salonları, kültür merkezleri ve yılın uygun dönemleridir. Festival programını saatlerce bu etkinliklerle doldurmak, eğlenmek için gelen insanlara haksızlıktır.
Özellikle Göle başta olmak üzere bölgedeki birçok festival artık aynı klişelerin esiri olmuş durumda. Her yıl aynı isimler, aynı konuşmalar, aynı protokol sıraları...
Vatandaş değişim istiyor.
Festival denildiğinde akla önce halk gelmelidir; protokol değil.
Unutulmamalıdır ki festivaller, yöneticilerin ya da kurumların kendilerini alkışlatacağı organizasyonlar değildir. Bu etkinliklerin gerçek sahibi halktır.
İnsanları yılda bir kez bulabildikleri memleketlerinde saatlerce konuşmalar dinlemeye mahkûm etmeyin.
Bırakın insanlar halay çeksin.
Bırakın çocuklar gülsün.
Bırakın gurbetçiler hasret gidersin.
Bırakın insanlar birkaç saat olsun hayatın yükünü unutsun.
Çünkü geriye dönüp bakıldığında, halkın hafızasında kalan ne uzun konuşmalar ne de dağıtılan plaketler oluyor. Hatırlanan; samimi buluşmalar, güzel anılar ve yüzlerde oluşan tebessümdür.
Festivali, festival olmaktan çıkarmayın.