Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’i “Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir. Ahırda inek sağmaktır” diyerek tahkir etmeye kalkan zihniyete bir tepki de Tarihçi Murat Bardakçı’dan geldi.HaberTürk’teki yazısında Bardakçı, yaşananları tarihi bir perspektifle değerlendirerek, bu tutumun geçmişteki baskıcı uygulamaların bir yansıması olduğunu belirtti.”HÂLÂ SON BULMAYAN CEBERUTLUKLARIN DEVAM ETTİRİLME ÇABASI”Geçmişten günümüze değerlendirmelerde bulunan Bardakçı yazısında şu ifadelere yer verdi:Zeynep Güneş’in uğradığı hakaret, Tek Parti devrinin ceberutluklarını devam ettirebilme hevesidir!Sözü hiç uzatmadan söyleyeyim: Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in uğradığı hakaret, halkın Tek Parti döneminde giyim-kuşam konusunda mâruz kaldığı ve bazı işgüzarların bir türlü ders alamamaları yüzünden hâlâ son bulmayan ceberutlukların devam ettirilme çabasıdır!Emine Erdoğan: Batılı imaj taşımayan kadının çağdışı sayılmasına üzülüyoruz”CUMHURİYETİN İLK SENELERİNDE ZİRVEYE ÇIKTI”Türkiye’de devlet, 19 asrın ilk çeyreğinden itibaren milletin giyim kuşamı ile uğraşmış ve bu uğraşma cumhuriyetin ilk senelerinde zirveye çıkmıştı.Kıyafet devriminin temellerini İkinci Mahmud atmıştı. 1826’da yeniçeri ocağını kaldırmasının ardından inkılâplara girişmiş, devlet görevlileri ve askerler geleneksel giysileri olan türlü türlü entariler yerine batıdan uyarlanan bir çeşit ceket ile daracık pantolonlar giymeye mecbur tutulmuşlar, hükümdar inkılâbı sopa zoru ile yapmıştı! Sonraki senelerde İttihat ve Terakki’nin önemli isimlerinden olan Cemal Paşa, 31 Mart hadisesinin ardından Üsküdar Muhafızlığı’na tayin edildiği zaman erkeklerin entari ile sokağa çıkmalarını ve kahvehanelere böyle gitmelerini yasaklamış, bu yasak üzerine destanlar yazılıp şarkılar bestelenmişti. Enver Paşa da, Birinci Dünya Savaşı yıllarında hanımların etek boylarını dert edinmiş ve topuk üzerindeki etekleri emir vererek yere kadar uzattırmıştı.Devlet, kılık kıyafet ile en yoğun şekilde cumhuriyetin ilk senelerinde yapılan devrimler sırasında uğraşacaktı… Bugün sağcı ve muhafazakâr olarak bilinen Peyami Safa bile, o senelerde kadınlarımızın giyimini tavuğa benzetip “Türk kadını yarı tavuk, yarı insan halinden çıkacaktı” diye yazmakta idi!Tek Parti döneminde giyim konusunda sadece erkekler için yasaklamalar getirildi; meselâ erkekler şapka kullanmaya mecbur tutuldular ve bazı elbiselere artık izin verilmedi ama hanımlar için herhangi bir resmî yasaklama olmadı.AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Özgür Özel’e sert tepki: Utanç verici bir durum!Resmiyette değil ama uygulamada kadınlara da birçok yasak getirildi ve bu yasakların başında çarşafı menetmek, hattâ bazen bunun için bazen güç kullanılması geliyordu…Arşivlerimizde yasaklar ile ilgili dünya kadar belge vardır; bu konuda akademik çalışmalar da yapılmıştır, meselâ Prof. Dr. Önder Duman, Turkish Studies’de 2018 Yayınladığı “İktidar ve Beden: Cumhuriyet Döneminde Çukurova ve Çevresinde Şalvar Yasağı” başlıklı makalesinde Adana ve çevresinde vatandaşa yaşatılan zorlukları belgelere dayanarak anlatır.Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in uğradığı hakaret, işte bu Tek Parti zihniyetinin devamıdır… Devlet, bürokrasi ve hattâ kraldan fazla kralcı olan işgüzarlar yüz küsur seneden buyana kadınların giyim kuşamı ile uğraşmış, tasvip etmedikleri biçimde giyinen hanımlara hakaretler yağdırmış, hattâ giyilmesini istedikleri elbiseleri bile paralamışlardır.ARŞİVDEN ÇIKTI: CEBERUTLUĞUN BELGELERİYazısında 1934 tarihli arşiv belgelerine yer veren Bardakçı, dönemin Aydın Valisi Fevzi Toker’in uygulamalarının altını çizerek konuya “Vali Bey, Ege bölgesindeki kadınların giydikleri peştamalın ‘geri’ ve ‘çirkin’ olduğunu iddia ediyor ve halkı giymekte ısrar ettikleri takdirde peştemalları yırtmakla tehdit ediyor.” sözleriyle işaret etti.Aydın’da dokumacılık yapan Kuruzade Ahmet Şevki’nin 24 Nisan 1934’te Reisicumhur Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği mektubu da paylaşan Bardakçı, mektupta kadınların yoksulluk ve çalışma şartları nedeniyle bu kıyafetleri giydiğinin anlatıldığını vurguladı.Ahmet Şevki’nin mektubundaki ifadelere atıfta bulunan Bardakçı, “Mektubu yazan dokumacı Ahmet Şevki, Mustafa Kemal Paşa’ya hitaben ‘Yüzümüz kapalı değildir. Bizim yüzümüzün aklığı ve alnımızın açıklığı, öteden beri olduğu gibi istiklal mücadelesinde dahi cihana gösterdiğimiz tarihle sabittir ve bize yüzü kapalı demek ayıptır’ deme cesaretini de gösteriyor.” dedi.Mektup ile Zeynep Güneş’in şimdi yaşadıklarını değerlendiren Bardakçı, yazısını şöyle tamamladı:”Ahmet Şevki’nin bu yazdıkları ile Zeynep Güneş’in ‘Bir anne evladının tesellisine kalmamalı’ demesi arasında içtenlik bakımından hiç fark yoktur. Malum partinin zihniyetini temsil eden böyle ceberutluklar ve zorbalıklar maalesef bir türlü bitmek bilmiyor, hala devam ediyor.”
SPOR
Az önceGÜNDEM
Az önceGENEL
Az önceSPOR
Az önceSPOR
Az önceSPOR
Az önceGENEL
Az önce
1
Şırnak'ta ayakkabının içinde bulundu: Değeri 60 daire ediyor
2523 kez okundu
2
Yunus Baydar’dan Şeffaf Mesajlar:“Göle ve Ardahan İçin Büyük Projeler Yolda”
941 kez okundu
3
Karabük'te emeklilerin ücretsiz toplu ulaşım hakkı sınırlandırıldı
871 kez okundu
4
DEM PARTİ ARDAHAN İL ÖRGÜTÜ’NDEN TAŞIMACILIK TARTIŞMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMA
822 kez okundu
5
Rozet Değişti, Yön Kayboldu: Gökhan Budak’ın AKP’ye Geçişi, Halkın Umudunu ve Emeğini Yaraladı
765 kez okundu