İNSANA VE TOPLUMA YABANCI DÜŞÜNCELER
(Benim insana olan iyi düşüncemi yok ediyor)
Düşünüyorum…
Çünkü ancak düşünerek varlığımı hissedebiliyorum.
Ama yetmiyor.
Düşünceler bazen ağırlaşıyor, içimde sorgular başlıyor:
Ben kimim ?
Toplumuma, aileme fayda mı sağlıyorum, yoksa zarar mı veriyorum ?
“Fayda” diyorum…
Ama hangi pencereden bakıyorum buna ?
Ya pencerem zaten buzluysa, gördüğüm gerçeklik bulanıksa ?
Sonra fark ediyorum:
Ben de nefsimin peşindeyim.
Kimi zaman haklı, kimi zaman bencil…
Kendini korumaya çalışan bir nefis…
Bir çocuk geliyor aklıma.
Yüzündeki içten tebessüm…
Saf, beklentisiz…
Ben de bir zamanlar çocuktum.
Ama şimdi o masumiyetin ne kadarı bende var ?
Kedi gibi huzurlu olmayı denedim.
Anı yaşamayı…
Ama başaramadım.
Kedide olamadım.
Sadık bir köpek geliyor gözümün önüne.
Çocukken evimizdeki köpeklerden öğrendiğim vefa…
Bugün hâlâ TOPLUM için yaşatmaya çalışıyorum.
Ama sonra…
Dönüp insanlara baktım.
Maskeler, suskunluklar, gizli niyetler…
Kimse olduğu gibi değil.
Empati de, iyi niyet de yetmedi.
Çünkü insan, en çok kendine yabancı.
“Biz” değil, “ben” merkezli bir dünyada yaşıyor.
Ve bu benlik duygusu, insanı çocukluğun saflığından, kedinin huzurundan, köpeğin sadakatinden uzaklaştırıyor.
İnsanı anlamak haddimi aştı.
Çünkü artık çocuk gibi gülemiyor, kedi gibi huzur bulamıyor, köpek gibi sadık kalamıyor.
O yüzden belki de insan, yeniden öğrenmeli…
Çocuklardan tebessümü, kedilerden huzuru, köpeklerden sadakati.
Ve kendine şu soruyu dürüstçe sormalı:
“Ben kimim?”
Ama bu kez buzlu camdan değil,
Aralanmış bir kalpten bakarak…
Sevgi ve saygılarımla,
Hüseyin POLAT