17 Eylül 2026 Perşembe
Ardahan’ın ve İlçe’lerinin adını tabelalara meze eden koltuk sevdalılarına, protokol müptelalarına açık mektuptur! Dernekleriniz Kimin Arka Bahçesi?
Yetti artık, buraya kadar! Biz bu memleketin evlatları olarak; toprağı tırnağıyla kazıyan, ayazda titreyen ama kimseye eyvallahı olmayan serhat halkıyız. Bugüne kadar sustuk, “büyüktür” dedik, saygı gösterdik. Ama görüyoruz ki siz o saygıyı, o ceket iliklemeleri kendinize hak, bu halkı da maraba sanmışsınız. Son zamanlarda bazı platformlarda bazı Dernek temsilcilerinin birbirlerine eleştirirken kullandığı “had bildirme” meselesine gelince,Kimse kimseye had bildirmeye kalkmasın! Çünkü unuttuğunuz bir şey var: Bu halk, kendi adını kullanarak saltanat sürenlere seçim günü geldiğinde sandık başında en ağır şekilde haddini bildirmeyi de çok iyi bilir!
Açıkça soruyoruz: Siz ne iş yaparsınız?
Her organizasyonda, her gecede, her açılışta en ön sıralara kurulup protokolü işgal eden o “sözde duayenler”, divan koltuklarına yapışan o unvan avcıları… Evet, sözümüz tam olarak size! Bu derneklerin, vakıfların, federasyonların ve meclislerin bugün birer tabela şirketine dönüşmesinin baş sorumlusu sizlersiniz. Büyüklere saygımız sonsuzdur ama artık yeter! O kibirli yüzünüzü, işgal ettiğiniz o konforlu protokol koltuklarından kaldırın da biraz üyelerinize, ismini temsil ettiğinizi iddia ettiğiniz o asıl halka; köylüye, çiftçiye, esnafa dönün!
Çıkın da göğsünüzü gere gere anlatın bakalım, ispatla konuşun: Sporda var mıyız? Yokuz! Gençlerimizin elinden tutan, bir spor kulübü kuran, bir sporcu yetiştireniniz var mı? Yok! Kültür ve sanatta var mıyız? Yokuz! Festivalleri kendi reklam alanınız yapmaktan başka, bu kadim toprakların kültürünü dünyaya taşıyacak tek bir vizyoner adımınız var mı? Yok! Üretimde var mıyız? Yine yokuz!
Peki siz nerdesiniz? Biz söyleyelim: Kendi aranızdaki “O başkan olmasın, ben olayım” kavgalarında, dedikodu kulislerinde, sosyal medya şovlarındasınız! Bazı siyasi partilerin arka bahçesi olmuyorsunuz belki ama daha beteri oluyorsunuz: İdeolojisi olmayan, sırf siyaset sahnesinde yer kapmak için oradan oraya koşan “Sözde” İş İnsanlarının arka bahçesi haline geliyorsunuz! Biz bu kirli çarkı, hemşehrilerimizin en yoğun yaşadığı İstanbul Esenyurt’ta çok net bir şekilde görüyoruz. Dernekçiliği, holdingleşme veya siyasi basamak yapma kurnazlığından temizlemediğiniz sürece bu halkın iki eli yakanızdadır.
Bir de şu “yardımlaşma ve dayanışma” maskeli tiyatronuz var ki, artık mızrak çuvala sığmıyor. Bazı aylarda, günlerde “yardım topluyoruz” diye paralar, erzak kolileri havada uçuşuyor. Yahu siz bu yardımları, bu kolileri kime, ne amaçla dağıtıyorsunuz? Bir gerçeği buraya tokat gibi çarpalım: Bugün Ardahan’ın, Göle’nin en ufacık köyünün insanı bile, dışarıdan getirdiği çobana yılda en az 1 milyon lira nakit para ödüyor. Üstelik o çobanın getirdiği 200-300 baş hayvanı da kendi merasında ücretsiz otlatıyor. Kendi hayvanına bakamayıp çobana bu paraları döken, bu imkanları sağlayan bir toplumda –istisnalar hariç– açlıktan ölen, bir koli makarnaya muhtaç fakir fukara mı var? Kimse kimseyi kandırmasın! Ayda yılda bir verdiğiniz o bir koli erzakla kimin hangi yarasını sarıyorsunuz, çok merak ediyoruz? İnsanları istihdama teşvik etmek, onların mesleki bilgi, birikim ve becerilerine katkı sağlayarak kalıcı bir dayanışma büyütmek varken, insanları bir koliye muhtaç gibi göstermek hangi aklın, hangi vicdanın ürünüdür?
Ardahan halkının sizden ve tüm yerel idarecilerden istedikleri aslında çok basit, çok net:
Doğamızın ve suyumuzun korunması: Cennet gibi yaylalarımızın, dağlarımızın talan edilmesine karşı ses olun. Akarsularımızın, göllerimizin kirlenmesine göz yummayın, su kaynaklarımızı temiz tutun ve koruyun.
Tarım ve hayvancılığın geliştirilmesi: Bu şehrin can damarı budur. Çiftçinin, besicinin elinden tutacak, projeler üretecek yapılar kurun.
Markalaşma ve gerçek lobi faaliyetleri: Dönüp bakıyoruz; süt ve süt ürünleri üretiminde çok kaliteli, çok dürüst firmalarımız var. Bakanlığın taklit ve tağşiş listelerinde bugüne kadar yöremizden bir tek markanın bile çıkmaması hepimiz için büyük gururdur. Ama sizin o ballandıra ballandıra anlattığınız lobi faaliyetleriniz nerede? Bugün Türkiye’de peynir dendiğinde neden bizim yöremizin adı sadece “Kars Gravyeri” olarak geçiyor? Neden Ardahan’ın, Göle’nin özbeöz kendi markaları hak ettiği vitrine çıkamıyor? İşte sizin dernekçilik vizyonunuz bu kadar sığ!
Esnafın desteklenmesi ve akılcı politikalar: Yerel esnafımızın Ardahan ve ilçelerinin ekonomik ve sosyolojik gelişimine katkı sunmasını bekliyoruz. Bunun için de yerel yönetimlerin günübirlik kararlarla değil, esnafı kalkındıracak akılcı ve kalıcı politikalar geliştirmesi şarttır.
Şeffaf ve halka açık yerel yönetim: Yerel yöneticilerin, şehrin tüm sorunlarını, bütçesini, ihtiyaçlarını ve eksiklerini halka açık, dürüst ve şeffaf bir şekilde anlatması bir lütuf değil, zorunluluktur!
Eğitim seviyesinin artması: Bu memleketin çocukları okusun, büyük şehirlerde heba olmasın diye kalıcı burslar ve eğitim merkezleri sağlayın.
Kardeşçe ve eşit bir yaşam tarzı: Çok dilli, çok kültürlü, çok inançlı bu kadim coğrafyada, insanların ayrışmadan, mezhepsel, etnik veya kültürel olarak kutuplaşmadan, çatışmadan uzak, kardeşçe bir yaşam tarzını benimsemesi için çaba sarf edin. Yerel yönetimlerden ve merkezi hükümetten birçok ihtiyacımız karşılığında hak ettiğimiz hizmetleri eşit bir şekilde alabilmemiz için o lobicilik gücünüzü şahsi ikballeriniz için değil, memleket için kullanın, baskı unsuru olun.
Sözün özü; ya yüzünüzü halka döner, bu maddeler için samimiyetle çalışır ve ürettiğinizi ispat edersiniz ya da o işgal ettiğiniz protokol koltuklarını da, tabelalarınızı da alıp gidersiniz. Bu halkın sizin egolarınızı tatmin etmeye de, arkanızdan el pençe divan durmaya da artık ne sabrı vardır ne de tahammülü!
Bizler Gurbetten Ardahan’ı dert edinenler olarak buradayız ve ilan ediyoruz:Bugünden itibaren bu memleketin adını taşıyan, onun sırtından unvan devşiren, Esenyurt’tan Ardahan’a kadar her köşe başını tutmuş olan tüm bu yapıların, derneklerin, federasyonların ve yerel yöneticilerin “Ensesindeyiz”! Topladığınız her kuruşun, işgal ettiğiniz her koltuğun, memlekete getiremediğiniz her hizmetin hesabını tek tek soracağız.
Şimdi soruyu asıl sahibine, bu şehrin çilesini çeken halkımıza bırakıyoruz:
Ey bu toprakların gerçek sahipleri! Ardahan’ın temiz yaylalarını lüks salonların kulislerine meze eden, kendi çobanına milyonlar ödeyen köylüye 1 koli erzak vererek gururuyla oynayan bu düzene daha ne kadar sessiz kalacaksınız? Hakkınızı aramak ve bu tabela tüccarlarına Dernekçilik adına haddini bildirmek için daha neyi bekliyorsunuz?
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.