Peki Ya Ardahan’ın Milletvekilleri Nerede?
Ardahan’ın yıllardır değişmeyen bazı sorunları var. Su ve yol sorunu bunların başında geliyor. Yıllardır konuşuluyor, dönem dönem kamuoyunun gündemine geliyor, açıklamalar yapılıyor, ziyaretler gerçekleştiriliyor, sözler veriliyor. Sonra gündem değişiyor, sorunlar ise olduğu yerde kalıyor.
Bugün yaşananlara baktığımızda insanın aklına ister istemez aynı soru geliyor:
Peki ya milletvekilleri nerede?
Yamalı Yollar ve “Hizmet” Anlayışı
Göle’nin, Ardahan’ın ve tüm ilçelerinin birçok köy yolunda yaşanan sorun artık yalnızca ulaşım meselesi olmaktan çıkmış durumda. Bozuk yollar vatandaşın aracına zarar veriyor, sürekli masraf çıkarıyor. Bunu yalnızca Göle’de yaşayanlar değil, memleketiyle bağını sürdüren gurbetçiler de söylüyor.
Ancak yol sorununu yalnızca araçların zarar görmesi üzerinden değerlendirmek de eksik kalır. Çünkü burada doğrudan insan hayatından söz ediyoruz. Bozuk yollar ambulansların hastalara ve hastanelere ulaşmasını zorlaştırıyor. Hayati risk barındırmayan durumlarda dahi ambulansla hastaneye gitmek zorunda kalan vatandaşlar, yol boyunca yaşadıkları sarsıntı nedeniyle ağrılarının arttığını anlatıyor. Sormak gerekiyor: İnsan sağlığından daha önemli ne olabilir?
Bütün bu tablo karşısında, dökülen incecik asfaltları veya atılan geçici yamaları birer “hizmet” gibi sunup kameralara poz veren bir zihniyetle karşı karşıyayız. Merkezlerde yollar çok ince bir asfaltla geçiştirilirken; mahalle aralarında, tüm köy ve grup yollarında sürekli yama yapılması ve her yıl aynı sorunun konuşuluyor olması Ardahan siyaseti ve bürokrasisi açısından büyük bir utanç verici durumdur. Lakin ne acıdır ki, bu utancı omuzlarında taşıyacak ya da sorumluluğunu üstlenecek tek bir yetkiliyi dahi görememekteyiz.
Kimi haberlerin ve kamuoyundaki eleştirilerin karşılığında, yapılan bu geçici yamaların büyük birer hizmet olduğunu savunanlar var. Normal şartlarda günümüz Türkiye gündeminde ekonomik kriz ve benzeri devasa sorunları konuşurken mevcut iktidarı “yol yaptık, köprü yaptık” söylemleri üzerinden eleştiriyoruz; çünkü bunlar lütuf değil, yapılması gereken asli görevlerdir. Fakat Ardahan’da ise bırakın büyük yatırımları, yol yaptık bile diyemiyorlar, yama yaptık diye övünüyorlar. Yama yapmayı bile büyük bir hizmet gibi sunarak kendilerini öven bir siyaset anlayışıyla karşı karşıyayız.
Siyaset, halkın sorunlarını görünür kılmak ve kalıcı olarak çözmek için yapılır. Halkın yıllardır yaşadığı sorunları dönemsel olarak hatırlamak, birkaç ziyaret gerçekleştirmek ve ardından fotoğraf vermek siyaset değildir. Ardahan’da ise son dönemde gerçek anlamda siyaset yapıldığını, yani halkın sorunlarının çözümü için mücadele yürütüldüğünü görmek giderek zorlaşıyor. Her gördüğümüz yerde bu sorunun muhatabı olan kişileri uyarmaya devam etmeliyiz. Artık sorunlarımızı sadece anlık gündemde tutan değil, sürecin her anında yer alan ve çözülene kadar denetleyen etkin bir pozisyonda olmamız şarttır.
Göle’nin Suyu Yine Gündemde
Göle, yakın zamanda bir kez daha yoğun yağışla birlikte kirli su sorunuyla karşı karşıya kaldı. Oysa bu yeni bir sorun değil; on yıllara yayılan kronik bir mesele
Peki bunca yıl içerisinde bu sorunun çözülmemesinin hesabını kim verdi? Kim çıktı ve halka, “Bu sorun neden hâlâ devam ediyor?” sorusunun cevabını verdi? Hangi belediye başkanı, hangi milletvekili, hangi kurum veya hangi yetkili bu sorunu gerçekten sahiplendi?
Sorun ortaya çıktığında açıklamalar yapıldı, dönem dönem çalışmalar konuşuldu. Göreve gelenler oldu, görevden ayrılanlar oldu. Ancak sorun, farklı dönemlerde farklı aktörlerin karşısına çıkmasına rağmen kalıcı biçimde çözülemedi. Burada artık yalnızca siyasi sorumluluk değil, vicdani bir sorumluluk da söz konusu. Vicdanımız bize hiç mi “Bu insanlar yıllardır neden temiz ve sağlıklı suya erişemiyor?” diye sormuyor?
Şu anda kalıcı bir çözüm için adım atıldığı söyleniyor. Biz de bu süreci yakından takip ediyoruz ve sizinle paylaşıyoruz. Atılan adımların sonucunu, yapılan çalışmaların ne aşamada olduğunu ve verilen sözlerin ne ölçüde yerine getirildiğini kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğiz.
Ziyaretler ve Bitmeyen Fotoğraflar
İktidar partisi AK Parti’nin Ardahan Milletvekili Kaan Koç’a baktığımızda, son dönemde bakanlık ziyaretleri ve çeşitli kurumsal temasları sıkça görüyoruz. Elbette milletvekilinin bakanlıklarla görüşmesi, Ankara’da temaslarda bulunması önemlidir. Ancak halkın sormaya hakkı olan bir soru var: Bu görüşmelerin sonucu Ardahan’a, Göle’ye, Çıldır’a, Hanak’a, Damal’a, Posof’a, Hoçvan’a nasıl yansıyor?
Bu ziyaretler Ardahan’da kendi yarattığı sorunları kurtarma çabası mı, yoksa gerçekten halkın dertlerine derman olma arayışı mı, anlamak mümkün değil. Milyonlarca liralık yatırımlar, büyük müjdeler duyuyoruz. Peki bunların karşılığı vatandaşın hayatında nerede?
Tarım İl Müdürlüğü ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü için yeni hizmet binaları yapılıyor. Elbette kamu hizmeti binası da yapılabilir. Ancak kamu hizmeti betondan ibaret değildir. Tarım Müdürlüğü’ne bina yapmak kadar, şehrin temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığı güçlendirecek somut politikalar üretmek de gerekir. Vatandaş artık binanın büyüklüğüne değil, o binadan çıkan hizmetin hayatına ne kattığına bakıyor. Çünkü köy yolu bozuksa, su kirliyse, üretici tarlasına ulaşamıyorsa; yapılan yatırımın tabelası değil, sonucu önemlidir.
Diğer tarafta Yeni Parti Milletvekili Özgür Erdem İncesu da daha çok parti çalışmaları ve kurumsal temaslarla gündeme geliyor. Kendisi merkezi siyasi çalışmalarda daha etkin bir rol üstlenmeye çalışıyor olabilir, yeni dönemin etkili isimlerinden biri olma hedefi de güdebilir. Bunların tamamı siyasi açıdan anlaşılabilir. Veya Göle’ye gelmek, yeni kaymakamı veya kurumları ziyaret etmek elbette yapılabilir;Ancak kurumsal ziyaretler yapmak için geldiğin bu coğrafyada halkı ve gerçek sorunları neden es geçiyorsun?
Meseleyi sadece milletvekilleriyle sınırlı tutmak da eksik kalır; vekilleri eleştirdiğimiz her noktada il ve ilçe başkanlarının konumunu da masaya yatırmalıyız. Vekiller, parti içerisindeki ağırlıklarıyla il ve ilçe başkanlarını belirlemede en büyük etkendir. Ancak bu mekanizma sonucunda, yukarıdan belli bir iradeyle göreve gelen ve mevcut/ yerel otoriteyle tam bir uzlaşma içinde olan kişilerin Ardahan’a ve Ardahan siyasetine ne yazık ki hiçbir katkısı olmamaktadır. Şehir adına ortada bağımsız bir vizyon ya da halkı önceleyen bir inisiyatif maalesef görülememektedir.
Halk Bekliyor
Çünkü halk bekliyor…
Ardahan halkı artık sözler, açılış kurdeleleri ve Ankara merkezli kariyer planlamaları görmek istemiyor. Siyaset, Göle’nin çamurlu yolunda yürümek, Çıldır’da tarlası zarar gören köylünün zararına ortak olmaktır. Vekillerin ve yereldeki tüm siyasi aktörlerin asıl adresi bakanlık odaları veya parti genel merkezleri değil, bu coğrafyanın yorgun sokaklarıdır. Vicdanlar ses verene, bu topraklara hak ettiği kalıcı hizmetler gelene kadar bu kalemin ve kamuoyunun takibi kesintisiz sürecektir.