“Mutlak butlan” sonrası yaşanan son gelişmeler, toplumun büyük bir bölümünde tepki uyandırdı. Bu durum, zaten sürece destek konusunda temkinli olan geniş toplumsal kesimlerin, mevcut gelişmelerden sonra daha da mesafeli yaklaşmalarına yol açabilir. Lakin bizim yaşananları hafife alma lüksümüz yok. Tam da bu noktada, yaratılmak istenen o tepkiselliğe ve umutsuzluğa teslim olmamak gerekir.
“Siyaset” en genel anlamıyla toplumun kendi kendini yönetmesi sanatı olarak tanımlanabilir. Siyasetin temel bağlamı toplumsallıktır. Ne bireyciliğe indirgenebilecek kişisel arayışların ne de sadece iktidar olmanın aracıdır. Ancak bugün Türkiye’de yaşanan gelişmeler göstermektedir ki, siyaset tam da bu özünden kopartılmak istenmektedir. Toplumla bağını koparan bu anlayış, krizlere çözüm üretmek yerine ülkedeki tıkanmayı daha da derinleştirmektedir.
Kendini “sol”, “sosyal demokrat” ve hatta “devrimci” diye tanımlayan bir partinin; yıllarca merkez sağdan, muhafazakardan, milliyetçiden, eski AKP’liden medet umup bunu “strateji” diye savunması bu krizin en net göstergesidir. Bu ayrı bir tartışma konusudur lakin asıl çelişki mesele Kürt halkına gelince yaşanıyor. Sağla yapılan ittifakları “devlet aklı” sayıp, Kürtlerle kurulan ilişkiyi hâlâ bir “risk” gibi gören, bu ilişkiyi hep kapalı kapılar ardında, gizli diplomasiyle yürütmeye çalışan anlayışın “demokratlık” iddiası büyük bir çelişkidir ve tartışmalıdır.
Üstelik son iki, hatta üç seçimdir bu ülkede stratejik belediyelerin kazanılmasında belirleyici olan irade Kürt halkının iradesi oldu. Türkiye’de iktidar dengelerini değiştiren, büyükşehirleri kazandıran ve son seçimde CHP’yi birinci parti haline getiren toplumsal fedakârlığın en büyük kısmını yine Kürt siyasi geleneği yaptı. Buna rağmen hâlâ Kürtlerle açıkça yan yana görünmekten çekiniliyor. Oysa devrimcilik; halkların mücadelesini sadece bir seçim matematiğine indirgemek değil, bedel ödeyen halklarla onurlu ve açık bir dayanışma kurabilmektir.
Bugün CHP’nin başına gelen bunca kötü olayın arkasında, işte bu samimiyetsizlik yatıyor. Kürt halkı bu kadar emek verdi ama onlar bu ilişkiyi gizli saklı yürütmeyi tercih ettiler. Kürt halkının desteğini sadece kendi koltuklarını kurtarmak, kendilerini var etmek için kullandılar. Bizim dışımızda önlerine gelen herkesle ittifak kurup kendilerini bu zayıf noktaya düşürdüler.
Kürt halkıyla ve siyasetiyle kurulan o kısmi bağ; bugün yaşanan bu ağır krizlerle yeniden CHP’nin önüne bir fatura olarak konulmuştur. Bu ikircikli yaklaşım, hem gerçek anlamda demokratik siyasetin inşasına katkı sunamazken, diğer yandan CHP’nin son dönemde yapısal bir çözüm üretmeksizin Kürt halkından ve sorunundan yer yer bahsetmekten ibaret kalan o sığ tarzı, bugün bu krizleri yaşamalarının sebeplerinden de biri oldu.
Karşılarında sadece bir seçim partisi yok; partileri kapatılmış, yöneticileri sürgün edilmiş, siyasetçileri zindanlara atılmış, faili meçhullerde yitirilmiş bir halkın içinden çıkarak bugünlere geldi. Bu bedellerle her an yaşayan bir gerçekliğin tasfiye olmadığı görünen bir gerçeklik. O yüzden mesele, kendini var etmek yerine bu hakikat ışığında bakmak olmalı.
Bugün gelinen noktada her ne kadar “CHP yenilenmeli” denilse de, yapılan şey sadece il ve ilçe kongrelerinde vitrin değiştirmekten ibaret kaldı. Yerelde isimler değişti ancak merkez aynı kaldı. Değişmeyen o merkezi akıl, halkın gerçek dinamiklerini okumak yerine Ankara koridorlarından siyaset üretmeye devam etti. Yerelin ruhunu anlamayan, halkın acısıyla organik bağ kuramayan bir yapı da eninde sonunda bugün yaşadığı krizlere mahkûm olur.
Şimdi mesele, biraz da CHP’nin sınavıdır. Ya gerçekten halkçı, demokratik ve cesur bir dönüşüm yaşayacak ya da devletçi reflekslerin gölgesinde, kendi iç çelişkileri arasında tükenmeye devam edecek.
Yaşanan bu kötü görüntülerden ve krizlerden oluşan tartışmaların gösterdiği; Demokratik Cumhuriyet’in ne kadar elzem ve ertelenemez bir ihtiyaç olduğudur. Artık bugün; bilinçli ve cesaretli bir toplumsal dayanışmayla büyüyecek Demokratik Cumhuriyet ittifakına ihtiyaç vardır.
SPOR
Az önceGÜNDEM
Az önceGENEL
Az önceGÜNDEM
Az önceSPOR
Az önceGENEL
Az önceSPOR
Az önce
1
İmamoğlu: Her sesin özgürlüğünde yaşıyor Cumhuriyet
4681 kez okundu
2
İşe alımlarda skandal 'rüşvet' iddiası! AKP’lilere parayı getir, işi kap
4456 kez okundu
3
İzmir BB. yolsuzluk davasında 5 tahliye!
4423 kez okundu
4
Firuz Mutlu Apartmanı davası ertelendi
4072 kez okundu
5
Bisikletli gençler Sumud Filosu için pedallayacak
3794 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.