DOLAR 47,0434 0.2%
EURO 53,7187 -0.12%
ALTIN 6.225,550,12
BITCOIN 30147640.19681%
İstanbul
25°

AÇIK

SABAHA KALAN SÜRE

Derneklerden sanatçılara, yerel basından topluma kadar herkesin kendine sorması gereken tek soru: "Bu topluma gerçekten ne verdik?"

ABONE OL
1 Temmuz 2026 15:28
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dernekler Gerçekten Ne İçin Var?

Bir gerçeği artık açıkça konuşmanın zamanı geldi.

Yıllardır bölgemizde faaliyet gösteren dernekler, bu toplumun kültürüne, diline, inancına ve ortak hafızasına ne kattı?

Ortaya çıkan tablo ne yazık ki ortadadır. Kaz geceleri, düğünler, cenazeler ve festivaller… Bunların dışında toplumu geleceğe hazırlayan, kültürünü yaşatan, genç kuşaklara aktaran ya da ortak sorunlar etrafında bir araya getiren kalıcı çalışmalar neredeyse yok denecek kadar azdır.

Oysa derneklerin görevi yalnızca etkinlik düzenlemek değildir. Dernekler, toplumun hafızası, vicdanı ve örgütlü gücü olmak zorundadır. Eğer bunu başaramıyorsa, varlık nedenini de sorgulamak zorundadır.

Sanatçı da Kendine Sormalı

Diğer taraftan yıllardır festivalleri birkaç “bar sanatçısı” anlayışına mahkûm eden kültürel kısır döngü de artık sona ermelidir. Bu toplumun kendi kültürüne, diline, türkülerine ve değerlerine cesaretle sahip çıkan sanatçılara ihtiyacı vardır.

Ama yalnızca bunu söylemek yetmez.

Yerel sanatçılar da artık kendilerine şu soruyu sormalıdır:

“Biz bu topluma gerçekten ne verdik?”

Toplumun kültürünü yaşatmak için mi mücadele ettik, yoksa yalnızca düğünlerde, gecelerde ve festivallerde sahne alabilmek için birbirimizle rekabet edip pazarlık yapmayı mı tercih ettik?

Doğru Yapılan İşler de Var

Buna rağmen son yıllarda umut veren örnekler de ortaya çıkmaya başladı.

Gundik Köyü Festivali, davet ettiği sanatçılar ve kültürel içeriğiyle gerçek anlamda adına yakışan bir festival kimliği oluşturmaya başladı.

Hoçvan Yayla Festivali’nde Rojda gibi medyatik ve geniş kitlelere ulaşabilen bir sanatçının tercih edilmesi yalnızca sanatsal bir tercih değildir. Bu tercih, festivalin görünürlüğünü artırır, ulusal ölçekte gündem olmasına katkı sunar ve Hoçvan’ın ilçe olma hedefinin daha geniş çevrelerde konuşulmasına önemli katkı sağlar. Bölgenin tanıtımı açısından bu tür tercihler son derece değerlidir.

Ardahan Valiliği tarafından düzenlenen bisiklet festivali de yalnızca sportif bir etkinlik değildir. Bölgenin doğal güzelliklerini, turizm potansiyelini ve ekonomik değerlerini öne çıkaran, Ardahan’ın tanıtımına ciddi katkı sunan önemli organizasyonlardan biridir.

Damal’da düzenlenen Ağyar Uçurtma Şenliği ise çocuk odaklı yapısıyla gerçekten adına yakışan bir içerik sunmaktadır.

İşte festival dediğimiz tam da budur. Eğlendirirken tanıtan, düşündüren, üreten ve yaşadığı coğrafyaya değer katan organizasyonlar…

Sorun Festival Değil, Plansızlık

Ancak burada ciddi bir plansızlık da göze çarpıyor.

Bölgenin tanıtımına bu kadar katkı sağlayabilecek festivallerin önemli bir kısmı aynı tarihlere sıkıştırılıyor. Oysa bu organizasyonlar nisan ayından eylül ayına kadar planlı bir takvim içerisinde, özellikle Temmuz ve Ağustos aylarına dengeli biçimde yayılsa; hem gurbetçiler hem de şehir dışından gelen misafirler her festivale ayrı ayrı katılabilir, bölge birkaç gün değil aylar boyunca canlı kalabilir. Bu durum hem turizme, hem esnafa hem de bölgenin tanıtımına ciddi katkılar sunar.

Ne yazık ki elimizdeki potansiyeli doğru planlamayı bile hâlâ başaramıyoruz.

Asıl Mücadele Şimdi Başlıyor

Bugün bölgemizin önünde çok ciddi sınavlar duruyor.

Altınbulak çevresindeki altın madeni girişimleri tamamen sona ermiş değil.

Hanak’taki GES projeleri bölgenin geleceğini tehdit etmeye devam ediyor.

Göle’de orman katliamları ise her geçen yıl artarak devam ediyor.

İşte gerçek gündem budur.

Festival programları da, dernek çalışmaları da, kültürel faaliyetler de toplumu bu mücadelelere hazırlamalıdır. Çünkü kültür yalnızca eğlenmek değildir; kültür toprağına, suyuna, ormanına, diline ve geleceğine sahip çıkabilme iradesidir.

Biz Yeşil Göle Haber olarak bugüne kadar üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalıştık. Bölgemizin doğasına, yaşam alanlarına ve geleceğine yönelik her tehdidi kamuoyuna taşımaya, takip etmeye ve görünür kılmaya gayret ettik. Sessiz kalmayı değil, halkın haber alma hakkını savunduk.

Ancak artık bu yük birkaç kişinin omzunda taşınamaz.

Bugün bölgemiz adeta bir dernekler mezarlığına dönüşmüş durumda. Üç dernek bir araya geliyor, beş dernek açıklama yapıyor, on dernek ortak metin yayımlıyor. Ama bütün bu açıklamalara rağmen toplumun gerçek sorunlarına kalıcı çözümler üretilemiyor, ortak mücadele büyümüyor. Dernekler çoğalıyor ama toplumsal etki büyümüyor. Toplantılar düzenleniyor ama halkın gerçek sorunlarına dokunan güçlü bir irade ortaya çıkmıyor.

Aynı soruyu yerel basın da kendisine sormalıdır. Biz bu topluma ne kattık? Hangi toplumsal mücadelenin yanında durduk? Hangi talanın, hangi haksızlığın ve hangi doğa katliamının takipçisi olduk?

Son Söz Yerine: Aynaya Bakma Cesareti

En acısı ise toplumun bütün bunları yeterince sorgulamamasıdır.

Çünkü sorgulamayan toplumlar önce sesini kaybeder; ardından toprağını, suyunu, ormanını ve sonunda kimliğini…

Yarın altın madenleri gelir, ormanlar kesilir, meralar enerji ve madencilik şirketlerine açılır; biz ise hâlâ hangi sanatçının sahne alacağını, hangi derneğin daha büyük çadır kuracağını tartışıyor oluruz.

O gün geldiğinde kaybettiğimiz sadece birkaç ağaç olmayacak. Kültürümüzü, belleğimizi, çocuklarımızın geleceğini ve bu coğrafyanın ruhunu kaybetmiş olacağız.

Artık herkes aynı aynaya bakmalıdır: Dernekler, sanatçılar, yerel basın, siyasetçiler ve bu toplumun her bireyi…

“Biz bu topluma gerçekten ne verdik?”

Eğer bu soruya vicdanımız rahat bir şekilde cevap veremiyorsak, alkış beklemeye de hakkımız yoktur. Çünkü tarih; en büyük sahneyi kuranları değil, toprağına sahip çıkanları hatırlar. En kalabalık festivalleri düzenleyenleri değil, halkını geleceğe hazırlayanları yazar. Ve yarın çocuklarımız bize “Siz bütün bunlar olurken ne yaptınız?” diye sorduğunda, vereceğimiz cevap bugünden aldığımız sorumluluk kadar güçlü olacaktır.

 

 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.